İçeriğe geç

Davranışlar genetik olarak aktarılır mı ?

Davranışlar Genetik Olarak Aktarılır Mı?

Bir insanın hayatı boyunca yaşadığı her an, içinde bir iz bırakır. O izler, kim olduğumuzu şekillendirir; genetik mirasımız, çevremiz, deneyimlerimiz… Ama ya davranışlarımız? Acaba onları da genetik olarak mı alıyoruz? Bu soruyu birkaç hafta önce daha çok düşündüm. Bugün, bu konuda yaşadığım bir deneyimi sizinle paylaşmak istiyorum.

Bir Göz Göre Göre Yaşamak

Her şey Kayseri’nin sert kışlarından birinde başladı. O sabah, yatağımda yatarken, annemin sesi kulaklarımda çınlıyordu: “Erken kalk, kahvaltı hazır!” Bugün de kendim gibi olmalıyım diye düşündüm, ama kalbimde her zaman olduğu gibi bir kararsızlık vardı. Annem gibi mi olmalıydım, yoksa daha farklı bir hayat mı yaşamalıydım?

Küçükken, annemin sabahları kalktığında gösterdiği titizlikle güne başlaması, benim için ilham kaynağı olmuştu. Her zaman mutfakta özenle bir şeyler hazırlardı. Çocukken, bazen o titizliği anlamazdım ama şimdi düşünüyorum da, onun yaptığı şeyler benim de davranışlarımda bir iz bırakmış olmalı. Kayseri’nin soğuk sabahlarında, annemin mutfağındaki sıcaklık beni hep rahatlatırdı.

Annemi çok iyi tanırım; aslında, onun hareketleri, bakış açıları bana her zaman çok tanıdık gelirdi. Sadece fiziksel benzerlik değil, içsel bir bağ vardı sanki. Yıllardır onun sabırlı, ama bazen kızgın, bazen güleryüzlü ve bazen de biraz kaygılı tavırlarını gözlemlerken fark ettiğim şey, bu duyguların genetik olarak benden ona geçmemiş olmasıydı. O da benimle aynı şekilde titizdi ama bir fark vardı: Ben, genetikten mi, yoksa yılların getirdiği alışkanlıkla mı, her şeyin kontrol altında olması gerektiğini hissediyordum. Hani, bazen her şeyin kontrolü altında olmasa da, ne olursa olsun o kontrolü kaybetmekten korkuyordum.

Genetikten Öte

O anlarda, bir an olsun düşünmeye başladım: Acaba annemin her davranışını bir şekilde genetikten mi almıştım? Onun hassasiyeti mi, benimkiyle benzerdi? Genetik mi, yoksa o alışkanlıklar bana annemin yaşadığı çevreyle, verdiği eğitimle ve belki de yıllarca izlediği tutumlarla mı aktarıldı?

Sabah kahvaltısında bir yandan annemle sohbet ederken bir yandan da düşündüm; belki de insanlar, çok küçük yaşlardan itibaren anne ve babalarının davranışlarını, bakış açılarını, küçük tepkilerini, reflekslerini genetik olarak değil, doğrudan gözlemleyerek alıyorlar. Bu gerçekten çok ilginçti. Bir bakıma, bir davranışın nesilden nesile geçişi de, genetik değilse de, yine bir şekilde kuşaktan kuşağa aktarılabiliyor. Yani, bir anlamda, “genetik” kelimesi de bazen davranışların miras kalması için yetersiz bir tanım olabilir.

Yavaşça Kendini Keşfetmek

Genetik bir mirasa sahip olduğumuzu düşünmek, belki de yaşamımızı anlamlandırma çabasıdır. Kendimi anneme benzettiğim o sabah kahvaltısının ardından, gün boyunca zihnimde dolan bu soruyu daha fazla düşündüm. Gerçekten de onun gibi davranıyor muyum? Bu, bana sadece bir tür alışkanlık mı? Yoksa gerçekten genetik olarak aktarılan bir şey mi?

Bir sonraki gün, Kayseri’deki kar yağışı altında kısa bir yürüyüşe çıktım. Kar tanelerinin düşüşü, her şeyin yavaşlamasına neden oluyor, insanı derin düşüncelere sürüklüyordu. O yürüyüş esnasında karşılaştığım bir sokak kedisinin bana doğru bakması, içimdeki huzursuzluğu biraz da olsa hafifletti. Kedinin sakin bakışları, bana her şeyin doğal halini hatırlattı.

O an bir başka düşünce beni sardı. Acaba sadece annemin davranışlarını değil, çevremdeki insanların davranışlarını da mı “genetik” olarak aktarıyoruz? Herkesin başka bir duygu ve düşünce dünyası var; ama o dünyaların birbirine ne kadar benzer olduğunu düşündüm. Belki de en çok korktuğum şey, annemin bana aktardığı her şeyin, sonunda bana benzememiş olmam.

Hedefim Ne?

Hayatımı düşündüğümde, genetiksel faktörlerin beni nereye yönlendirdiği konusunda bir belirsizlik vardı. Hangi davranışlarımın genetikten, hangilerinin çevremden, hangilerinin de birikimlerinden geldiğini tam olarak çözemiyorum. Ama bir şey kesin: Bazen yaşamda, sadece belirli bir olayı gözlemleyip, “Bu ben miyim?” diye sormak gerekiyor.

O sabahki kahvaltıdan sonra, yıllardır annemin yaptığı gibi özenle bir şeyler hazırlayarak, mutfakta bir parça huzur bulmaya çalıştım. Yine de şunu kabul etmeliyim: Her şeyde olduğu gibi, ben de annem gibi olabilirim, ama bunu kendi yolumda yapmalıyım. Bu benim hayatım. Davranışlarımı, genetikten öte, ben, kendi içimde belirliyorum. Bazen içimde bir anne duygusu var, bazen bir baba duygusu; her ikisinin de etkisiyle şekilleniyorum. Ancak sonuçta, ben kimsem, bu benliğimi başkalarına benzeterek anlamlandırmam gerekiyor.

Sonuç: Genetikten Daha Fazlası

Sonuç olarak, sanırım davranışlarımızın sadece genetik olarak aktarıldığını düşünmek biraz dar bir bakış açısı olurdu. İnsanlar sadece biyolojik miraslarından ibaret değiller. Evet, annemin bana aktardığı hassasiyetler ve sabır, bazen bende beliren duygusal davranışlarla kendini gösteriyor. Ama ben, kendi hikâyemi yazarken, o genetik mirası, kendi kararlarım ve yaşadıklarım doğrultusunda yeniden şekillendiriyorum.

Belki de davranışlar, nesilden nesile aktarılan bir miras değil, kendini yeniden yaratma sürecidir. Ne olursa olsun, içimizdeki o içsel sesi dinlemek, her gün yeniden bir şeyler öğrenmek, duygusal olarak büyümek ve dönüşmek – bunlar da çok önemli. Geçmişin izlerinden çıkıp, kendi yolumuza adım atmak, her zaman büyük bir cesaret ister. Ama işte tam bu noktada, her şeyin genetikten daha fazla olduğuna inanıyorum.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort
Sitemap
ilbet bahis sitesi